ya da pişman değilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ya da pişman değilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2010 Pazar

Necmiye Alpay yazdı: "Yeniyazı", yeni şiirler


Necmiye Alpay'ın 30 Kasım 2010'da Milliyet Kitap ekinde yayınlanan yazısı:


"Yeniyazı", yeni şiirler

İyi edebiyat dergileri bize şaşırtıcı, zamanın değerini hissettiren bir şeyler sunan dergilerdir. Bu bir şeylerin içinde, bildiğimiz bir yazara ilişkin bilmediğimiz olgular, değerlendirmeler vardır, yeni yazarlar, öyküler, şiirler, haberler, anmalar, duyurular vardır. Ne vakit iyi bir edebiyat dergisini kaçırsak, bizde yeni bir eksiklik doğar.

"Yeniyazı" dergisinin ilk sayısı 2009'un temmuz-ağustos aylarında çıkmıştı. Ben yalnızca ilk sayısını edinip orada kalmışım, biraz da talihsiz bir şeyler yüzünden. Geçenlerde bir arkadaşım bu dergiden söz edince tüm sayılarını (şu ana kadar yedi sayı) edindim ve kaçırdıklarım arasında bir yığın "çerçeve"nin de olduğunu gördüm.

"Çerçeve", dergilerde genellikle "dosya" adı verilen çalışma türünün "yeniyazı" dergisindeki adı: Belirli bir yazarı, yapıtı ya da izleği enine boyuna ele almaya çalışan bölümler kastediliyor. "Yeniyazı"nın bugüne kadar çıkan yedi sayısındaki "çerçeve"lerde sırasıyla şu yazarlar konu edinilmiş: Seyhan Erözçelik, Nurdan Gürbilek, Ayfer Tunç, Fatih Özgüven, Ülkü Tamer, Orhan Koçak ve Mıgırdiç Margosyan.

Bu çerçevelerden Nurdan Gürbilek ve Orhan Koçak başlıklı olanları özellikle nadirattan sayılmalı: İki eleştirmen, birbirleriyle ilgili "çerçeve"ler için de birer yazı yazmışlar.

Gürbilek ile Koçak'ı okurken, ikisinin yalnızca düşünsel düzeyleri açısından değil, dergidaşlıkları (Ekim-Kasım 1987 - Kış 2002 arasında yayımlanmış olan ünlü "Defter" dergisi) ve giderek yazı geçmişleri ile üslupları açısından da birbirlerine ne kadar yakın olduklarını daha güçlü bir biçimde hissettim. Öyle görünüyor ki bu yakınlık aynı zamanda birbirlerini en esaslı biçimde eleştirebilmelerini sağlamıştır.

Nurdan Gürbilek'le "yeniyazı"da ayrıca 4. sayıdaki "Böcek" başlıklı "atölye" bölümünde karşılaşıyoruz: Kafka konulu, yayımlanmamış bir yazısı var orada...

Herhalde şimdi "yeniyazı"dan söz etmeye neden 'kaçırmak' kavramı çerçevesinde başlamış olduğum daha iyi anlaşılmıştır. 'Kaçırmamış' olan okurlar da anlayacaklardır sanıyorum beni.

***

"Yeniyazı" daha önce fanzin olarak çıkıyordu. Bazı fanzinler bizim ana karnındaki halimiz gibi oluyor: Sonradan dergi olarak doğuyorlar ve doğduklarında hayata yeni başlamışlar gibi sayılar sıfırlanıp numaralandırma 1'den başlıyor.

Bende fanzinin yalnızca 2. ve 5. sayıları var. Bu iki sayıdan Kasım 2008 tarihli olanında türlerarası, yarı öykü, bir sayfalık bir metin vardı. Yer ile zamanı bir kılan anlatımıyla dikkat çeken bir metindi; "Eşyam yok hepsi geçmişte kaldı" filan diyordu. Yazarı, Cihat Duman.

Cihat Duman'ın adı, şimdi hem "yeniyazı" dergisinin yayın kurulunda, hem de Yeniyazı Yayınları'ndan çıkan bir şiir kitabının üzerinde: "Ya da Pişman Değilim".

Fanzinin editörü Yavuz Türk'ün adı da öyle; hem "yeniyazı" dergisinin yayın kurulunda, hem de Yeniyazı Yayınları'ndan çıkan bir şiir kitabının üzerinde: "Kumaş".

İki şairin arasında başka yakınlıklar da gözlemlenebiliyor. Türk'ün kitabındaki "İronik Haziran" adlı şiir Cihat Duman'a adanmış. Ve ikisi de "yeniyazı"da yeterince düzyazı yazmamış. Oysa ilk sayıdaki yazıları daha fazlasını vaat ediyordu.

Ancak, bu sürenin sonunda şiir kitapları çıktı. Kitaplarından belli ki, bir süreçti söz konusu olan. Geçen sürede şiiri ve şiirdışını temel boyutlarıyla sorgulamışlar ve bunu şiir yoluyla ortaya koymuşlardı. Sonuçta ortaya, sorgulayıcılık gibi genel bir özellik taşıyan özgün şiirler çıkmış.

Dolaysız bir sorgulama denemez bu şiirlerdekine. Ancak, iki şairin sorgulamayı gizlemeye çalıştıkları da söylenemez. İşin içinde, şiir kavramını yok etmek kadar, hatta daha çok, mirasa saygı sunmak da var. Yavuz Türk'ün "İronik Haziran" adlı şiiri bu açıdan da anılabilir: Cemal Süreya'nın "Ölüyorum tanrım"ından Hasan Hüseyin'in "Haziranda ölmek zor"una, dolayısıyla Orhan Kemal'e ve Nâzım'a kadar giden selamlar okunuyor orada.

Her iki şair de bu aşamada yazıdan çok şiirle düşünmüşler. Belki henüz bocalama aşamasını geride bırakmamışlar ama, çokboyutlu bir şiir yazdıkları da açık.

20 Ağustos 2010 Cuma

yeniyazı’dan iki ‘ilk’ kitap birden!


Yavuz Türk, Kumaş
Yeniyazı Yayınları, Ağustos 2010
64 sayfa, 7 TL

Şiirde işçiliğe önem veren kaç şairimiz kaldı bilinmez ancak Yavuz Türk’ün Yeniyazı Kitaplığı’ndan çıkan Kumaş adlı kitabı titiz bir çalışmanın ürünü. Kitapta bulunan 27 şiirin sekiz yılda yazıldığını da düşünürsek üstteki savımız daha gerçekçi olur. Kumaş, sözü yormadan söyleyen ve adeta muhatabı belirlemiş olmanın rahatlığı ile davranan bir şairin kitabı.

Kitapta; kent, doğu, kadın, kumaş, ipek kavramları üzerinden bir “yeni dünya” oluşturulmakta: “topkapı, bizans’ın önsözüdür / girdim oraya, kekeme adımlarım / iklim birdenbire papatya / meydanlar dolusu kadın gördüm / hepsinin ağzıydı önsözü” gibi dizeler de bu dünyanın kapısının eşiğinde söylenmiş sözler aynı zamanda.

Şiirleri okuduğumuzda şairin lirik ile epik arasında bir damar bulduğunu ve istikrarlı bir biçimde bu tür şiirin izini sürdüğünü müşahede edebiliriz. Kitapta insanı dürtüp duran bir tarihsellik de var: “su uyur, içine doğru uyur boşluk / dört denizim vardı dörtbiryanımda / biri çöl oldu, kanayan durmadan / şimdi uyak olur su ve düşman”. Suyu ve düşmanı uyak olduracak şiirler, okuru kendisiyle empatiye davet ediyor. Bize de şairin bu ince davetine icabet etmek düşer.





Cihat Duman
Ya da Pişman Değilim
Yeniyazı Yayınları, Ağustos 2010
64 sayfa, 7 TL


Cihat Duman, 2004 yılından beri şiir ve deneme yayımlayan bir şair. Onun şiirleri çeşitli dergilerde kendine yer edinirken, belli ki o da Türk şiirinde kendine sağlam bir yer edinme çabasıyla çağdaşlarından farklı bir şiir yazma endişesiyle kalemini oynatıyor. Şairin şiirlerinde en başta hissedilen duygu kara mizah... Ancak şair her zaman bu duygunun peşine takılmıyor: Kimi şiirleri ironik bir ivmeyle hızını alırken, bir de bakıyorsunuz, lirik bir duvara çarpıveriyorsunuz.

Şair, konuşma dili üzerinden şiirini sürdürürken zaman zaman akıl sıçramaları ve gramerin bozulmasıyla, insanın içindeki cinnet haline de işaret ediyor: “pekala / yasa’yın, yürüt’ün, yar’ın, devirin, korkutun, basın / gücünüze hastayım / sevinçle takip ediyorum sizi ta içinizden / adınıza para basıyorum / fotoğraflarınızı asıyorum ince boynuma / bayılıyorum size bayılıyorum / iki ütü çizgisinin birleştiği noktaya // benden de bir tekme armağan olsun”.

Kitap üç bölümden oluşuyor. Bölümler şöyle: “İki Kere İkinin Beş Rolünü Dört Dörtlük Oynayamaması”, “Biraz Kahkaha Lütfen, Aynaya Bakarak”, “Özet Görüntüler Eşiğinde Özgeçmiş”. Toplamda 22 şiirden oluşan kitap şairin annesi tarafından “söylenmiş” küçük bir şiirle kapanıyor: “Pişmanım.”

Yeniyazı Yayınları
Kitap isteme adresi: yeniyazikitap@gmail.com